26/10/2006 -

En zalim rüzgarlara dahi dik durmuştum oysa ...
Bilemezdim ölümüm sevdamın ellerinden olacağını...
Ey dünya!
Sen kazandın
Ben
Ben kaybettim...
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/10/2006 -

Dostum
Ne zor ızdırapmış hasret çekmek.Ne zormuş sevdiğinden vefa görememek.Ama herşeye rağmen kızamıyorsun içine atsanda kor ateşten kanayan yarını sevginden dolayı affediyorsun.Bin kahırla boynunu bükmeye çalışsanda bir sevdanın onuru yüreğindeki yaranın acısı dik tutuyor başını.Gözlerin ötelere buğulu baksada hatıraların bir incecik sızı olarak tülleniyor yüzünde.Seviyorsun ya kahrolsanda acıya tahammül ediyorsun.
Soruyorsun nasılsın diye...Hani bir İstanbul akşamında sağnak bir yağmura yakalanmıştık ya iste dostum hala o İstanbul akşamı gibiyim.Yüreğimdeki asılı sarkıtların arasına saklıyorum pembe gülleri solmasın diye. Kader ayrılık diye boyamışsa sevdanın rengini ne yapayım hiç kurumayacak bir boya duruyor yüreğimde.Yüzümde bir hicranın bestesi ki güftesinde son beste yazılı.
Vakti kedermiş zalim bir arefenin ellerinde bırakılan avuçlarıma.Ne yaptım ben diye binlerce soru sorarken geceye duvarlara vuran metruk gölgesi büyüyor ezberimde.Ah yarim şu kör karanlığın gözleri çıkmaz mı ki seni bana kavuştursun.Zalim yüreklerin bam teli yok mu ki vurdukça mızrabım merhamete gelsin.Şu son satırlarıma zülüflerin vururken birkerecik iç geçirmezler mi.Züleyhanın aşk derdiyle inleyen yusuflara bir merhamet yok mu.
Leylim
Biricik dostum
Hangi hal sana anlatsın ahvalimi. Hangi şiirler sana dillensin zemheri saatleri. Şimdi sol yanımda hırçın bir menekşenin solgun renkleri. Herşeye razıyım o iyi olsun diye. Ölmekse bunun bedeli onun mutluğuna karşı razıyım yeter ki gülsün bir sonsuzluk içinde gül renkli yüzü.Şimdi vakit sonbahar benim yüreğimde amansız fırtınalar.Mühürlü zarflara sığdırdığım hasret yüklü kederler.
Artık susma vaktidir.Bir ömrü bir hasretin prangasında eskitme bir sandukaya kaldırma.Bana neden deme.Gül buğularına sevdalardan örülü tezhipler bırakıyorum.Sevdanın yamaçlarına pembe güller .
Hoşça-Kal
Kardeşin...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/10/2006 - Beyaz Gelincik Bir Sızısın İncecik

Gelincik çılgın aşkım Yanardağım gelincik Seviyorum demedin Ömründe bir kerecik Şüphe dolu kalbimde Bir sızısın incecik Seviyorum demedin Ömründe bir kerecik
Bu nasıl bilmecedir Açıklasan olmaz mı Daha mı kahrolayım ben Bunca çektiğim az mı Şüphe dolu kalbimde Bir sızısın incecik Seviyorum demedin Ömründe bir kerecik
KIRAÇ
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/10/2006 -

Hiç korkutmadı beni bu dağlar, Yokluğun kadar, Sen bir denizfeneri, Gökyüzüm gece,avucunda bulutlar, İstanbul'da birbaşına, Kaldırım taşlarına ağlar yağmurlar, Sevdiğim,başımda bildiğin sevdalar, Aklımdan hiç çıkmadı, Senden çaldığım o mahur bakışlar,
Hiç korkutmadı bu yalnızlıklar, Aynaları makyajlayan dudaklar, Hiç bekletmedi beni,sebebi yok denilen, Sebepsiz ayrılıklar,
Ve çocuklar çıkageldi, Ellerinde uçurtmalar, Muma dönüştü cebimdeki kağıtlar, Kağıtlara yağmurlarda bıraktığım aşklar, Seni düşündüm, Denizfeneri,çakıltaşı, Gözlerine yakamozlardan düştüm, Yaşamadım ne Üsküdar'ı ne Beşiktaş'ı, Martılar,ah o kanadı kırçıllı martılar, Yosun kokulu sevdalılar, Beni bende değil,sende yaşadı bütün aşklar, Dokunamadım sana sevdiğim, Yazık, İstanbul oldu artık hatıralar....
Birkan A.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/10/2006 -

YOK-SUN !...
........senden yarım kalanları tamamlıyorum şimdi ya da tamamlama çabasında sadece ve sen şu an bir telefon hattında öylesine kırılmış, hüznün son kızıllığını yaşarken ve ben hattın diğer tarafında öylesine çaresiz yorgunluğumla birlikte ancak susabilirken ....
yok-sun , yok-ken sen - ben var-ken, sen yok-ken, bilinmez coğrafyalarımda, kayıp sokaklarımda, soluk fotoğraflarımda biz vardık.. İstanbul hep yitik ve her defasında yitirildi biz tarafından.... her defasında yıkıldı köprüler... senden istemeyi istemediklerimle, yalnız seni düşündüklerimle öldürüyorum bu kenti ve seni ....
gecenin sakladığı, gündüzün ortaya çıkardığı sonsuz çığlıklarımda, yatmak üzereyken, görmek çabasındaki rüyalarımla, tek bir mum feryadıyla sesin kulaklarımdayken ben kaçan uykularımla yaşamayı öğreniyorum... ya sen? her keresinde sen ve her keresinde ben? -özlemim ,-özlem-in , -özlediğim, -özledi-ğin, hep özleyecekler-imiz ...
........seni var etmeye çalışıyorum, olmadığını, olmayacağını, olamayacağını bile bile....! oysa sen başka bir yerde varsın, orada olacaksın, orada olmalısın da.... (orada olmanı istemesem de !) işte hayat! Çaresizlikleriyle, çıkmazlarıyla, karamsarlıklarıyla, mavimsi hüzünleriyle, güneşin şavkıyla devineduran bayat bir hayat!..
...........pembeden, mordan boyadığımız çocukluklarımız vardı, (gün olur hatırlar da belki yolculuk etmek gerekir diye bir köşeye sıkıştırdığımız), yeşilli sarılı bilyeleri yuvarladığımız toprak parçacıklarımız vardı ... küçük çukurları her seferinde zamanlı yağmurlar bozar, yuvarlanmaktan yorulmuş bilyelerimizin yeşilleri, sarıları, çamurdan gözükmez olurdu... öylesine, sıradan yaşamlarımızda ufaktan kurmaya başladığımız umutlarımız bir avuç gökyüzüydü sadece... mavisi beyazına karışmış, biraz da yaşlanmış güneşlerimizin bıraktığı kızıl kırmızısı izlerle göklerimize çizmek zorunda olduğumuz yalnızlıklarımız vardı..... işte bu kadardı yaşam, işte o kadardı ..
son vapur da ayrıldı limandan, ben iskelede, sen iskelede, biz son vapurda ..... limanda kalansa terkedilmiş gölgelerimiz... halatlar arasına sıkışansa ilişkimizdi hiç olmayan, hiç olamayacak olan, hem olanaklı olan olamamazlıklardı aslında.... uçup giden hep martıdır, denize yakın olan, bize uzak olan hep martılardır .. dedim sana ... aslında karada olan hep martılardı, gökyüzünde olansa hep bizdik... hep bizdik denize yakın olan!...... dedin bana .... biz diyordun ya? sen ve benden oluşan bir teklik ... tek olarak sen ve beni simgeleyen .... bir bizlik!
Gerçek miydik, yoksa bir izdüşümü müydük sadece ...... sadece bir yansıma olmak ne kadar da acı verici .... olmama olasılığı, gerçek olmama olasılığıyla gerçek olmaya çalışmak ve başarmak sonunda ....... ancak bir son olarak başarmak aslında başaramamak............
Eren DENİZ
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/10/2006 -

Yürek gemisi bu son limana kavuştuğunda fersude ve efsunlu bir atmosfere girmiş ve Hakk'ın sonsuz ve sınırsız lütfune mazhar olmuştur. Armağanların biri biter biri gelir. Ardı arkası kesilmeyen hediyeler ve lütuflar devam eder gider.
İşte gerçek bayramda budur
Bu dantelâyı, bu kanaviçe nakşını, bu ışık oyasını, Hakk'ın boyasını bütün benliğimize işlediğimiz ve nakşettiğimiz an bayram bizi sarmış ve uhrevi kanatlar bizleri gerçek bayrama çekmiş, kalbimiz ve ruhumuzu silinmez bahara, solmaz bahçelere, bitmeyen saadete ve tükenmez kevserlere, bizi anne gibi saran ve asla bırakmayan şefkat ve merhamet iklimlerine çekmiş, demirlemiş ve Hakk'ın lütfuyla bizleri şâd etmiş, Cemalullah şerefiyle şerefyab etmiş demektir.(MFG)
Tüm bu asude hislerle Vaktimesk olarak Mubarek Ramazan Bayramınızı Kutlar Cenab-ı Haktan Türkiye'ye ve İslam Alemine hayırlar getirmesini dileriz.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/10/2006 -

Bir zamanlar benim sevgilimdin Yanımdayken bile hasretimdin Şimdi başka bir aşk buldun Mutluluk senin olsun.... Dertler benim, çile benim Hayat senin, senin olsun!
Ben daha ne çile, dertlere yolcuyum Ben alnına dert yazılan kader mahkumuyum Farketmez yaşamak, sen mesut ol yeter Dertler bana gönül vermiş Ben aşk sarhoşuyum
Dilerim her arzun gerçek olsun Hayat bu, şansın hep açık olsun Hatıralar, hasret benim Ömrün senin, senin olsun Dertler benim, çile benim Hayat senin, senin olsun
Bir gün daha geçti, yine sensiz Aşkım ağlıyor bak sessiz sessiz Çare bensiz, ben çaresiz Ümidim senin olsun Sana gelen dertler benim Mutluluk senin olsun
İsterdim ömrümüz geçseydi beraber İster miydim ayrılığı, gülseydi şu kader? Ben çile, dert dolu; sen ümitler yolu Şimdi sensiz, bak seninle Geçiyor mevsimler
Bir zamanlar benim sevgilimdin Yanımdayken bile hasretimdin Şimdi başka bir aşk buldun Mutluluk senin olsun Dertler benim, hasret benim Ömrüm senin, senin olsun...
SON........
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/10/2006 -

Gidişin ,tuz basılmış ayrılıklar... Gidişin, sazsız sözsüz eylül düğünleri ... Gidişin harmandalı ,gözyaşı... Sevda böyle yaşanır leyli, sessiz bir başına. Ayaklarıma dolanır bir ince gurur, bir ince suskunluk. güle güle diyem ardın sıra bileklerim burkulur ,yüreğim incinir inan ! Güle güle diyemem ardın sıra şimdi susuzluğunu dindirdiğin bir çeşmede ıpıslak hayaller biriktiriyorum gözlerime. Akşamlar siyah bir şal gibi düşüveriyor omuzlarımdan, tam da dindirmişken bu sevdayı, tam da dönüp kapılardan vazgeçtim demişken, niye bir yanım, niye hep yüreğim, niye hep en kuvvetli yanım sevdadan yana duruyor ? Şimdi suskun bu sevdayı çıkarsam sakladığım yerden koysam avuçlarına, söyle emanet kabul eder misin? Gitsem bu şehirden ayaklarım ıslak, kansam ,yaralansam, bütün sözler anlamını kaybetmişken, bu sevda bu hayatın neresinde duruyor? Düştüm yüreğinden leyli, ben artık bir düşüm. Sevda böyle yaşanır sessiz ,bir başına, düştüm yüreğinden leyli,
ben artık sende bir düşüm.
Fatma Günindi
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/10/2006 -

bitti diyorsun kocaman bir hava boşluğu oluşuyor yüreğimde birden üşüyorum çok üşüyorum garip bir dengesizlik../..yön devinimi otomatik bir yüreğim yok ki, o girsin devreye ve kurtarsın beni
ne garip değil mi..? şimdiki zamanı yaşayıp, gelecek zamanı düşünürken, birdenbire geçmiş zaman kipinde takılı kalmak ve dalıp gitmek garip bir bilinmezliğe hemde çok garip türk dili edebiyatı şeklinde yaşanıyor aşklar türk dil kurumuna kendini beğendirmek ister gibi
bitti diyorsun kırılıyor düşler birer birer ortalık düş kırıklığı sitesi ortalık yangın yeri
susuyorum susmak ağır gelsede bu kadar kolay işte kocaman bir yaşanmışlığı, sokaktan geçen eskiciye verir gibi, arkanı dönüp de gitmek
bitti diyorsun vuruyor bütün dalgalar yüreğime
bitti diyorsun tek bir kelimeyle ..
Pelin ONAY
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/10/2006 -

Adı hüzün olsun bu gerçeğin. Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin Ve senden sonraki yaşantımın, Adı hüzün olsun!
Öteki renklerini aldığın, Tek mevsimlik dünyamın, Ve senden bana kalanların, Rotasız başlayan yolculuğumun, Her limanda yüzleştiğim sensizliğin, Adı hüzün olsun!
Bir türlü gelmeyen geleceklerin, Bir yarısı sende kalan geçmişin, Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin, Adı hüzün olsun!
Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın, Azalan ideallerimin, Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların Birbirine benzeyen her günün Adı hüzün olsun!
Aklımda kalan şarkı sözlerinin, Anılarını sakladığım kirli odamın, Yağan yağmurun, Cama dayanmış soluk yüzümün, İçimde ağlayan çocuğun, Adı hüzün olsun!
Artık gelmeyeceğine olan inancımın, Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin, Sensizliğin, yarım kalmışlığın, Adı hüzün olsun!
Değişmeyen şeylerin, Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların, Sadakatini elden bırakmayan gönlümün, İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının, Ve bu şiirin adı hüzün olsun!
Şemsettin Kaya
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Edebiyat olmasaydı, ne hikmet o debdebeli yerini alabilir, ne felsefe gelip bu günlere ulaşabilir, ne de hitabet kendinden bekleneni verebilirdi. Ne var ki, hikmet, felsefe, hitabet de kendi sahalarıyla alâkalı kendi zenginliklerini, bitmeyen bir sermaye olarak edebiyatın önüne sermiş ve ona ölümsüzlük kazandırmışlardır.
Kategoriler
Arkadaşlarım
cemre esin yunusum fatima cemregumus damlalaraltinda ladybird edebiyatvakti kiriktesti eyferu mansur fuadyusufoglu istanbulsevdalisi sandaldergisi biltir huzunadasi dilefkar nazarbaz beydaba huzunvakti kitabooku gerceksevda
|